Çarşamba 24 Haziran 2026 - 17:46
Seyyidü'ş-Şüheda'nın (a.s.) Kıyamından Günümüz Toplumu için Dersler / İmam Hüseyin'e (a.s.) Yarenlik Makamına Nasıl Ulaşırız?

Havza / Kerbela yolunda çeşitli seçimler şekillendi ve her seçim insanın hakikatinden bir perdeyi araladı. Bir kimse saadetin nerede olduğunu bilebilir ama onu seçmeyebilir; tıpkı bir başkasının dünyevi bağlarından sıyrılarak İmam Hüseyin (a.s.) ile yarenlik makamına ulaşabilmesi gibi.

İmam Humeyni (r.a.) Enstitüsü Öğretim Üyesi Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Hamid Muntezeri Mukaddem, Havza Haber Ajansı muhabirine verdiği röportajda İmam Hüseyin'in (a.s.) kıyamından çıkarılacak dersleri yeniden okumanın gerekliliğine işaret etti. Muharrem ayında Hazreti Seyyidü'ş-Şüheda'nın (a.s.) şahsiyetini tahlil etmekten gafil olunmaması gerektiğini belirten Hüccetü'l-İslam Mukaddem, O'nun, tüm dünyevi işlerden vazgeçen ve ilahi rızaya ulaşmak için fedakârlık ve feragat yolunu seçen bir şahsiyet olduğunu ifade etti.

Seyyidü'ş-Şüheda'yı (a.s.) Derinlemesine Tanımanın Gerekliliği

İmam Hüseyin'in (a.s.) hareketi hakkındaki incelemelerin ne kadar devam ederse insanın bu kıyama dair bilgisinin de o kadar derinleşeceğini vurgulayan İmam Humeyni (r.a.) Enstitüsü Öğretim Üyesi, "Hüseynî harekete dair bilginin derinleşmesi, insanın Hazreti Seyyidü'ş-Şüheda (a.s.) ile olan duygusal bağını da daha köklü ve derin hale getirir." dedi.

Seyyidü'ş-Şüheda'nın (a.s.) Kıyamından Günümüz Toplumu için Dersler / İmam Hüseyin'e (a.s.) Yarenlik Makamına Nasıl Ulaşırız?

Aşura: Tarihte Kültür Yaratan ve Sınır Tanımayan Bir Unsur

Kum İslami İlimler Havzası hocası sözlerine şöyle devam etti: "İmam Hüseyin'in (a.s.) şahsiyeti her şeyden önce o Hazretin büyük ve ebedi hareketiyle iç içe geçmiştir. İmam Hüseyin'i (a.s.) kıyamdan, bu hareketten ve Aşura hadisesinden ayrı tanıtmak mümkün değildir. Bu nedenle, o Hazretin şahsiyeti Aşura hadisesinin ışığında tanınmalı ve tahlil edilmelidir."

Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Muntezeri Mukaddem, Aşura hadisesinin sadece tarihi bir vaka olmadığını belirterek şunları kaydetti: "Aşura, İmam Hüseyin'in (a.s.) şahsiyetinin tanıtılmasında ağırlık merkezidir. Ancak bu hadise tarihe hapsolmamıştır; aksine kültür ve düşünce üreten bir unsurdur ve yüce insani mesajlar barındırır."

"Aşura hadisesi, insan topluluklarını uyuşukluk ve ölü halinden çıkarıp coşkuya, canlılığa, hayata ve özgürlüğe kavuşturabilir; insan yaşamına yeni bir anlam ve mefhum katabilir." diye ekleyen Hüccetü'l-İslam Mukaddem, "Bu hadise tarihin surları arasında kalmamıştır. Aradan yaklaşık 1400 yıl geçmesine rağmen insanlar arasında hâlâ canlı, dinamik ve taze bir şekilde varlığını sürdürmektedir." dedi.

"Biz İmam Hüseyin'in Milletiyiz" Şiarının Işığında Birlik ve Beraberlik

Aşura'nın etki alanına değinen İmam Humeyni (r.a.) Enstitüsü Öğretim Üyesi, "Bu hadise sadece Şiiler ve Müslümanlar arasında değil, tüm insanlar arasında 'büyük' kabul edilmekte ve ders çıkarmak için muazzam kapasiteler barındırmaktadır." şeklinde konuştu.

Konuşmasının devamında Aşura Ziyareti'ndeki "İnni silmun limen salemekum ve harbun limen harebetkum" (Sizinle barışık olanla barışığım, sizinle savaşanla savaştayım) ibaresine vurgu yapan Hüccetü'l-İslam Mukaddem, "İnsan Aşura Ziyareti'nde Hazreti Seyyidü'ş-Şüheda'ya (a.s.) hitaben, onun dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşman olduğunu ilan eder. Bu kriter çok öğreticidir; İmam Hüseyin'in (a.s.) dostları arasında bazı kusurlar olsa bile, onlar Hazret ile bağ kurdukları ve İmam Hüseyin'i (a.s.) sevdikleri için, onlarla muhabbet bağı kurulmalıdır." ifadelerini kullandı.

"Hubbu'l Hüseyin Yecmauna" (Hüseyin'in sevgisi bizi birleştirir) sözünün birlik yaratan bir gerçek olduğunu belirten Kum Havzası hocası, "Hepimiz Hazreti Seyyidü'ş-Şüheda'nın (a.s.) çadırı altında tek bir aileyiz. Şehit Komutan Hacı Kasım Süleymani'nin dediği gibi, 'Biz İmam Hüseyin'in milletiyiz.' Bu bakış açısı, birlikteliğin, bağ kurmanın ve ayrılıkları aşmanın ekseni olabilir." dedi.

Aşura: Akılcılığın ve Kader Belirleyici Seçimlerin Sınanma Sahnesi

"İmam Hüseyin'in (a.s.) şahsiyeti nasıl tahlil edilmelidir?" sorusuna yanıt veren İmam Humeyni (r.a.) Enstitüsü Öğretim Üyesi şunları söyledi: "Hazreti Seyyidü'ş-Şüheda'nın (a.s.) şahsiyetini tanımak için onun kıyamına ve davetine odaklanmak gerekir. İmam Hüseyin'in (a.s.) davetini kabul eden ve onun safında 'Hüseynî olma' gibi büyük bir seçimi gerçekleştirenlerin kimler olduğuna, nasıl bir mantık ve akılcılığa sahip olduklarına bakılmalıdır. Buna karşılık, bu ebedi başarıyı elden kaçıranların hangi mantıkla bu saadetten mahrum kaldıkları da incelenmelidir."

İmam Hüseyin'in (a.s.) Mekke'den Kufe'ye ve ardından Kerbela'ya uzanan yolculuğuna değinen Hüccetü'l-İslam Mukaddem sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu güzergahta farklı insanlar Hazret ile karşılaştı; kimisi İmam Hüseyin'in (a.s.) davetini kabul ederken, kimisi onunla birlikte olmaktan kaçındı. Bu seçimlerin incelenmesi, Aşura'nın sadece bir olayın anlatısı olmadığını, aynı zamanda akılcılıkların, dünyevi bağların, inançların ve insanların kaderini belirleyen seçimlerin sınandığı bir sahne olduğunu göstermektedir."

Hak Davetini Kabulde İki Modelin Karşılaşması

Ubeydullah bin Hür el-Cufi'nin hikayesine atıfta bulunan Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Muntezeri Mukaddem, "Ubeydullah bin Hür el-Cufi, Kufe'nin ileri gelenlerinden ve cesur savaşçılarındandı. İmam Hüseyin (a.s.) konakladığı yerlerden birinde onunla karşılaştı ve ona bir elçi gönderdi. O ise cevabında, Hüseyin (a.s.) ile düşmanları arasındaki savaşta ne Hüseyin'in tarafında ne de karşısında olmak için Kufe'den ayrıldığını söyledi." dedi.

Hüccetü'l-İslam Mukaddem sözlerine şöyle devam etti: "Hazreti İmam Hüseyin (a.s.) bizzat Ubeydullah bin Hür el-Cufi'nin çadırına giderek onu davet etti. O ise şu yanıtı verdi: 'Allah'a yemin ederim ki seninle birlikte olan herkesin şehit düşeceğini ve ebedi mutluluğa ulaşacağını biliyorum.' Yani gerçeği kavramıştı ama bu biliş, onun seçiminin temeli olmadı."

İmam Humeyni (r.a.) Enstitüsü Öğretim Üyesi, "Ubeydullah bin Hür el-Cufi dünyevi hesaplarının esiri oldu ve kendi yardımının bir işe yarayacağına ihtimal vermediğini, ölmeye hazır olmadığını ve hayatta kalmak istediğini söyledi. Hatta atını İmam Hüseyin'e (a.s.) teklif etti; ancak Hazret, 'Canını bizden esirgediğine göre senin atına da ihtiyacımız yoktur' buyurdu." şeklinde konuştu.

Bu seçimin "yarenlik etmeden bilmenin" bir örneği olduğunu ifade eden Hüccetü'l-İslam Mukaddem, "Ubeydullah bin Hür el-Cufi daha sonraları büyük bir pişmanlık duyarak, 'Hüseyin bin Ali (a.s.) çadırıma geldi ve beni davet etti ancak onun davetine icabet etmedim!' dedi. Bu hasret ve pişmanlık, imtihan anında dünyaya olan bağlılık ve ölüm korkusu üzerine şekillenen bir seçimin sonucuydu." tespitinde bulundu.

Buna karşılık Züheyr bin Kayn'ın şahsiyetine değinen Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Muntezeri Mukaddem şunları söyledi: "Züheyr bin Kayn en-Nehaî, Kufe'nin önde gelenlerindendi. Başlangıçta Osmanî (Osman taraftarı) bir görüşe sahip olarak bilinse de, Mekke'den Kufe'ye giden aynı yolda İmam Hüseyin'in (a.s.) davetini kabul etti ve Hüseynî kervana katıldı."

Hüccetü'l-İslam Mukaddem sözlerini şöyle sürdürdü: "Züheyr, Aşura sabahı Kufe halkına karşı çok güzel bir şekilde deliller sundu. Kendisi de Kufe'nin büyüklerinden olduğu için onlara hitap edip hakikate davet etti. Şimr ona, 'Bir saate kadar öldürüleceksin' dediğinde şu cevabı verdi: 'Beni ölümle mi korkutuyorsun? Allah'a andolsun ki Hüseyin bin Ali'nin (a.s.) safında ölmek, benim için sizinle birlikte ebedi bir yaşam sürmekten daha sevimli ve daha güzeldir.'"

Ubeydullah bin Hür el-Cufi ve Züheyr bin Kayn'ın, İmam Hüseyin'in (a.s.) daveti karşısında tamamen farklı iki seçim ortaya koyduğunu belirten İmam Humeyni (r.a.) Enstitüsü Öğretim Üyesi, "Biri gerçeği bildiği halde dünyaya olan ilgisi ve bağı nedeniyle Seyyidü'ş-Şüheda'ya (a.s.) yarenlik etme saadetini kaybetti; diğeri ise İmam Hüseyin'in (a.s.) davetini kabul ederek onur ve ölümsüzlüğün zirvesine ulaştı." dedi.

Kum İslami İlimler Havzası hocası son olarak şunları kaydetti: "Kerbela yolunda çeşitli seçimler şekillendi ve her seçim insanın hakikatinden bir perdeyi araladı. Bir kimse saadetin nerede olduğunu bilebilir ama onu seçmeyebilir; tıpkı bir başkasının dünyevi bağlarından sıyrılarak İmam Hüseyin (a.s.) ile yarenlik makamına ulaşabilmesi gibi."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha